5 Şub 2011

KAR ÖZLEMİ ÇEKENLERE İTHAF OLUNUR

Ebeveylerimi tedavi ve kontrollerin aşamasıdan sonra nekahat döneminde;
babam, karların haşırtısını, sobanın hışırtısını vede memleketin havasını özlemiş olacakki ," bizi memlekete götür bırak " ısrarlarına daha fazla dayanamadım ve geçen cumartesi günü memlekete giderek onları muradına erdirdim. İki gün evde bazı tadilatlarla uğraştıktan sonra salı günü saat 09:00'da istanbula yola çıktım. Hiç arılarımı bakamamıştım saat 08 civarında karda atıştırmasına rağmen sıranın başı ve sonundaki kolonilere üst örtüyü tam açmadan aralayarak kontrol ettim. ve geçen gelişimde değişik bir uygulama yapıp sonradan dönüş yolun pişman olduğum en sondaki koloniyi kontrol ettim malesef sönmüştü.birbuçuk ay kadar önce duman şeklinde oksalik yaptığım Alt çekmeceli olan beş adet koloninin çekmecelerini çekerek kontrol ettim.ve bu senenin son buhar şeklinde oksalik asit uygulamasını yapıp yola koyuldum.....




köyde sabah atıştırmaya başlayan kar,



bir saat sonra yerlerde belirgin bir şekilde yerlerde tuttu.






alt sekmeceleri çektiğimde iki tanesinde biraz varroa döküldü diğerlerinde o kadar çok yoktu..,





oksalik aletinin kulllanılıp atılan tüpü bıraktığımda içinde vardı ancak herlehde kaçak vardıki içinde gaz kalmamıştı. Mecburen aleti piknik tüpüne pürmüzü takarak ısıtma işlemini yaptım.


en sondaki kolonim zayıf olan, takviye yaptığım ve yalancıya kaçmış koloniyi birleştirdiğim kovandı ancak bile bile yaptığım bir hata bu koloninin sönmesine neden oldu...
kovan dip tahtasında bolca ölü arı bulunmakta.


hareket belirtisi göremeyince üst örtüyü komple açtım,

iki çıta arasında bir avuç kadar arı başlarını petek gözlerine sokmuşlar öylece ölmüşlerdi,
diğer çıtada anada onlarla beraber ölmüştü. Yağma veya açlık ölümü diyeceğim ama göz balları mevcuttu yağmada olsa bal vardı geriye tek seçenek kalıyor benim hatam......






ve kontrol ve ilaçlama işlemini bitirip saat 09:00 gibi yola çıktım. yüskekere çıktıkça kar yoğunlaştı ve yolda kar kaplıydı,
bazı arkadaşlar istanbulda kar görmedik bu sene özledik diyorlardı bende onlar için bu resimleri yayınlıyorum








arabam yukuş çıktıkça Çuha doruğuna yaklaşınca patinaj çekip zorlanınca zincirleri takmak zorunda kaldım...

inebolu'dan çıkınca ilk zirve Çuha doruğu..rakım : 995 m





Ersizler dereye inerken kaya dag sisve kar altında başka bir güzeldi,


iniş bitip ikinci zirveye çıkarkan küre ilçemiz görülmekte,




küre dağılarının olduğu mıntıkanın yol güzergahındaki zirvesi,



yol üzerinde meşhur ecevit çorbasını içebileceğiniz yeni yapılan han...,

4-5 km ilerleyince,

kar kalınlığı kar kalınlığı 30-40 cm buldu,


masruf geçidi rakım 1250 m. sahile inmeden önce kışın en yoğun geçtiği yerlerdir..,





ve üçünce zirve oyrak geçidi rakım 1210m. buradan sonra yol kenarlarında kar varsada yolda yoktu.,



zincirlerimi çıkardık...,




ve bolu dağı geçidi,

ve Allaha şükür hayırlısı ile evimize geldik....

25 Oca 2011

KABAK TADI.......

KABAK TADI..




. (bu resmi Aliosman abinin bloğundan alınmıştır)

Bıkkınlık anlatmak için kullandığımız bu kelimeyi ben bu sefer bu anlamda kullanmayacağım.
Çünkü hayatımda yediğim kabak tatlılılarından en iyilerinden biri, belkide en iyisini tatmıştım..

MSN 'de dostlarla sohbet ederken Edirne'den Ali ŞEKERLİ abimiz, geçen sene yine bu zamanlar ziyaret ettiğimiz Edirneye bizi yine davet ediyor ve kendisinin yetiştirmiş olduğu kabaktan bahsediyor ve tatlısnı yapıp bizlere ikram etmek istediğini söylüyordu...

evet zaten geçen sene gezimiz bira buruktu. zira tam Edirne girişinde Muhteşem hocamızın kayınbiraderinin vefat haberini almış ve kendisi dönmek zorunda kalmıştı,
Bu sene hem muhteşem abimizin bu yapamadığı Edirne gezisinin kazasını yapmak e vede şu kabak tatlısını merak ediyorduk....

KABAK BAHANE.. DOSTLUK ŞAHANE....



evet istanbuldan altı kişi yola çıktık önce vize Bizim Trakyalı şenol ardından Pınarhisarda Ali Osman abimizi alarak edirneye ulaştık...


Pınarhisarda hoş sohbet ve melemen ikramından sonra,




Muhtar hacı abimizin çay ocağının kapısında hatıra resmini çektirdikten sonra Edirne'ye yola çıkıyoruz..
kendilerine misafirperliklerinden dolayı teşekkür ediyorum..





Ve edirnedeyiz Ali şekerli abimiz ve kardeşi Ersin bizi karşıladılar sohbet ve çay faslından sonra tatlıya geçildi...

ben iki pporsiyon yedim. Banane bu kadar güzel yapmasalardı :)))
gerçi bakan veya gurme olduğu söylenen kişi kabak tepsisini önüne alıp bize vermek istemedi ama bırakırmıyız.:)))


o güzel yemekten sonra Ali Şekerli abinin arılığını ziyaret edip hem inceleme hemde yediklerimizi hazmettik.





Ali şekerli abi bizi arılığının olduğu tepeye çıkardı oradan edirneyi panoramik olarak seyrettik manzara güzeldi..




ve ziyaret yerlerinide zamanımızın elverdiği ölçüde gezme imkanı bulduk.




Edirne camii'nin müzzin mahfili...Riveyete göre edirne camiini yaptırmak için araziyi kamulaştırma aşamasında arsasının içinde lale bahçesi olan ihtiyar bir nineyi razı etmekte bayağı zorlanılmış en sonunda nine razı olmuş fakat caminin uygun bir yerine kendisi için bir lale motifi yapılmasını istemiş. Bunu temsilen ustalarda kadının aksilikini ve kendilerine çıkardığı zorluğu temsilen laleyi ters yaptıkları rivayet edilir.

Eski camii bu cami önceki gelişimizde restore ediliyordu ama yinede ziyaret etme imkanı bulmuştuk..
Cami mihrabının sağ tarafında mihrapla minberin arasında hacarül esvet taşından bir parça bulunmakta..
Ziyaretler bitince akşam namazından sonra dönüş yoluna koyulduk..Kahvede çay içerken oradaki arıcı arkadaşlarımızla sohbet ettik ve...
önce pınar hisarda Ali osman abimizi sonra vize'de şenol kardeşimizi bırakarak istanbula döndük.
çok verimli ve dostane geçen ziyaretimizde gerek pınarhisarlı doslarımıza ve Ali Şekerli abimiz ve kardeşi Ersin Şekerliye ikramları ve ilgilerinden dolayı çook teşekkür ediyorum. Allah razı olsun....
tekrar böyle organizasyonlarda buluşmak diyeği ile tüm dosları,
AllahA Emanet Ediyorum.

9 Ara 2010

SU YOLU

İnsan için dünyadaki yaşamını sürdürebilmesi bakımından en önemli şey hava diğeri ise sudur. Yüce yaradana şükürler olsunki muhtaç olduğumuz en önemli şey dünyamızda bolca bulunmakta ve kimseye minnet etmeden bolca kullamaktayız yoksa oda kontrol edilebilseydi simsarların eline düşer hemen bir hava saati takar ve ücret alırlardı....

ikincisi ise sudur:;
onun içindirki eskiden insanlar bu ihtiyacnı gidermek için sık sık çeşme ,kaynak yerine, dere ve akarsulara giderler evlerine su getirirlerdi.

0 nedenle kimse bir yere çok sık gittiği zaman "ne o ya git gel su yoluna çevirdin " tabirini kullanırlar....

işte benim durumumda son zamanlarda biraz ona benzedi.

pazartesi günü yine memleketime gitmek durumunda kaldım. Allah'tan memleketemimin istanbula uzaklığı 640 km. öyle doğuda falan olsaydı demekki yanmıştık...:)

ama bu gidişim öyle zevkine ve gezmek için değildi.. Pazertesi günü saat 14.00 civarlarında
kayınbiraderimden telefon geldi annemde iki ayıdır devam eden ve tadaviye rağmen geçmeyen kronik öksürük son kontrolde ineboludaki doktor
" bir araştırma hastanesine getirin önemli bir durum olabilir " diye söylemesi sonucunda ebeveynleri almak üzere saat pazartesi günü 14:30 'da yola çıktım ve gece 21:00 civarı memlekete ulaştım...
çarşamba sabahı yola çıkacağımız için bende fırsatını kaçırmadan havada güneşli benim şu sorunlu kovanlarıma bir bakayım dedim. önce çekmeceli altlıkları çekip kontrol ettim geçen gelişimde buhar şeklinde oksalik vermiştim bu kerede de aynı şekilde uygulayacağım.

Niyetim her ne kadar güneş olsada hava 8-9 derece gibi arılar salkımda idi bende ilk kovanı ve son yalancı analı kovanı takviye verdiğim 9 nolu kovana bkacaktım öylede yaptım.


1 nolu kovana çıta çekmeden baktım. 5 ful çıta arılı ve balı da iyiydi.







9 nolu kovan yalancı anaya kaçmış olan 5 nolu kovanı takviye verdiğim kovandı ondan çıta çekip bakmadan yapamazdım öylede yaptım.:))

içten verdiğim koyu invert şurubu neredeyse bitirmişler üzerine biraz daha sıvı olanla takviye yapıldı..



çıtayı çektiğimde kapalı yavruları görünce tamam dedim işler yolunda,



anayıda görünce işlem tamamdır dedim,








öğleden sonra güneş yükselince hava biraz ısınır gibi oldu...duramadım diğer kovanlırıda şöyle bir açarak çıta çekmeden durumlarını kontrol ettim.






alttan telli varroa çekmeceli 5 adat kovanda dip tahtalırında pek varroa yoktu temizleyip yerlerine takıldı.




bahçede sulunan domates şeklinde olan hurmalardan biraz aldık hanım sevmesine karşı benim aram pek yoktur bu meyve ile ama yararlarını okuyunca zorakide olsa yemeğe çalışıyorum.:)))
sonra oksalik asid buharlaştırma yöntemi lile uygulama yaptım...
bundan bir hafta kadar önce arkadaşlarla MSN de konuşurken söz buharlaştırma aleti konusuna geldi arkadaşlarda olan aletler bana göre biraz hantal ve kullanışsız çünkü aparat büyük ayrıca ısıtmak için piknik tüp ve pürmüzü bayağı yer kaplıyor arkadaşlara bendeki alet daha kullanışlı dedim üstelik bir kovandan diğerine geçerken soğumasını bekleme problemi yok. Sanırım pek iyi anlatamadım aletde memlekette olduğundan uygulama yaparken vidoaya alayım arkadaşlargörüp belki dahada iyi geliştirenler çıkabilir. Düşüncesiyle kameraya aldım yoksa kimseye" tereciye tere satmak " gibi bir düşüncem yok ukalalık yapmak istemem....
aletim maliyeti bana 20 tl mal oldu. Tüp satan bayılerde bulunabilecek LPG ile çalışan küçük ocak ve hurdacıdan üzerine uyubileceğini düşündüğüm doğlaz filitresi ve spral borudan oluşmakta bunu küçük ocağın üzerine cıvata ile sabiledim ocak devamlı yandığı için hazne daima sıcak kalıyor bir çay kaşığı oksalliği (kaşık tepeleme değil ) hazneye koyup kapağı kaptıyorum ve bir dakikadan bile az bir zamanda bir kovanı bitirip diğerine geçiyorum...(videoyu izlerken saat tuttum 45 saniye sürdü.)
alet demonte vaziyette borular sökülünce çok az yer kaplıyor.. Ayrıca üzerine montae ettiğim
tansiyon aletinde bulunan pompayla dumanın daha rahat kovana girmesi sağlanıyor.

kullandığım bitince atılan tüpler. tanesi 5 tl. şu ana kadar daha bir ane bitirebildim..



tripotu kurdum ve kamerayı ayarlayıp işleme başladım..

videosu......,