25 Oca 2010

BİZEDE GELDİ ŞÜKÜR

Evet istanbula beklenen kar nihayet geldi dün ve bu günkü resimler yağış miktarının çokluğunu göstermekte. Bu gün kar kalınlığı 15 cm'e yaklaştı.

Her şey zamanınde güzel ve arınıyor tek olumsuz şeyse bu kış gününde yakacağı olmayan, barınacak yeri olmayanların durumu. Tüm dejenerosyona reğmen toplum olarak güzel hasletlerimizi hala koruyoruz ulaşılayanlara ise, sivil toplum örgütlerimiz olsun belediyelerimiz olsun ellerinden geleni yapıyorlar.






17 Oca 2010

HER GEÇEN SENE DAHA İYİYE DOĞRU

selamlar,





bloğumu ziyaret ederek bizleri onurlandıran arıcı dostlar bilirler ki, benim arılarım Kastamonu ili İnebolu ilçesinde bulunmaktadır.İstanbulda ise arıcı bir arkadaşımın arılığında iki tane arım var .


arıcılığı sık sık gittiğim memleketimde hem İnebolunun meşhur kestane balını almak ve hemde bir hobi olarak yapmaktayım.






yine gittiğim ve bir hafta kaldığım memleketimden dün akşam döndüm.



09.01.2010'da akşam uluştığım inebolda ilk işim bahçede bulunan arıları dıştan kontrol etmek oldu havalar biraz serin ve akşam olduğu için pek hareket yoktu. Babam telefonda arılar sıcak havalarda karışıyor diyordu. Benim aklıma bizim buralar bu aylarda soğuk olduğu için pek yavru uçuşu olmayacağı dolayısı ile yağma girişimlerini aklıma getiriyordu. Babama yapabilyeceği tek şek o zaman hortumla yağmur şeklinde su tut sakinleşsinler önerisinden başka bir şeyde yapmak elimden gelmiyordu.





ilk gözlemlerim kovan önlerinde ölü arı ve petek kırıntılarına bakmak oldu öyle aşırı derecede normal yaşlı larıların ölüsünden başka arı ölüsü görmedim.





10/01/2010 günü hava gayet mutedil rüzgarsız olup sıcaklık termometrem olmadığından ölçemedim ama tahminim 15-20 derece arısındaydı ve bu lkovan açmak için uygundu bende öyle yaptım. Kovanları açmadan önce varroa için oksalik asit ve arıları takviye vermek için 1-birnim şeker 1/2 birim su orantısıyla inivert şurup yaptım.

en son 28 ağustos 2009' da üzerlerine 1 kg kek vererek istanbula dönmüştüm son durumlarını bende merak ediyorum.?






köyümüzen inebolu yolu tarafından görünüşü kovanlarım bu şekilde kışlıyorlar birbirine yaklaşık ve üzerleri naylon örtülü.




üst örtü olarak önce çuval ve onun üzerine su kontrasından kapak olarak uyguluyorum. ve onun üzerinede şurupluğu koyuyorum.








evimizin mutfağında bulunan bizim ocak dediğimiz bölümde şerbeti kaynattım.




arılar bu gün uçuştaydı ve polen gelişide güzeldi. Genelde her kovana polen geliyordu ve bu güzel bir işaretti. Demekki analar sağ ve faaliyet devam ediyor.








evet ilk b aşta bulunan kovandan kontrollere başladım. Arıları fazla rahatsız etmemek için genellikle ortada bulunan iki çıtayı çekerek kontrol ettim. Eğer boş çıta varsa onları aldım ve sıkıştırdım. Eğer az ballı olanlar varsa arıların balı alması için bölme tahtasının arkasına aldı




oksalit asidi 18 gr oksalit asid 250 gr. şeker ve 250 gr. ılık su karışımı ile yaptım bu 5 çıtalık 10 ovan için yeterli.




pet şişenin kapağında çivi ile delik açarak çıta aralarına sıktım.gerçi her çıta için 5 ml olması gerekiyor ama ben göz kararı yaptım.:)))





ondan sonra 4 numara 4 numara keki bitirememişti. oysa 3 tanesi hariç dierleri kekleri bitirmişlerdi. Bu da 3 tane kolonimin zaıflığına işaretti.










sonra sırası ile diğer kovanları kontrol ettim

R-5 ve R6 ikili kovana gemdiğimde kek bir tarafta bitmkemiş diğer b ölmede ise tam takırdı.

kovanı kontrol ettiğimde ise çok az bir arısı olduğunu gördüm. ve diğer kovanlardan takviye veririm diye şimdilik kapattım.





diğer bölmesindeki R-6 tarafı ise arı mevcudu iyi idi ortadaki çıtaları çektiğimde kapalı yavru olmasına karşı günlük yumurta ve anayı göremedim. Birde larıların abdomenlerine kaldırıp kanat çırpmaları bana anasız olduğu izlenimi verdiğinden ortadaki bölme tahtaszını alarak birde koku vererek birleştirdim.











ve kapattım.






6 numara benim bu yaz larva transferinde meme besleyici koloni olarak kullandığım kovandı. Ödül olarak en gösterişli memeyi ona bırakıp ana çıkıp döllenmiş ve bende boyayıp çıtaların üzerine anayı bıraktığım zaman arıların anayı kesmesine meni olamadığım kovan ve ağustos ayında tekrar ana yapıp döllelnen kovanımdı. şimdi 6 çıta olup yavru ve bal durumu iyi


ve 8 numara başımın derdi öyle bir saldırganki anayı bile bulup değiştiremedim.

ve aradan geçen zaman zarfında değişen bir şey yok dierlerini maskeli faket eldivensiz olarak kontrol ettiğim halde bu beni eldiveni bulup giyene kadar ellerimden bayağı şişledi. Ama yaza az kaldı icabına bakacağım.:)))




polanli çıtaları ve üst tarafta yavruları görüyorsunuz buda en güçlu kolonimlerinden 6 çıta ve bal durumu ve mevcudu iyi. Bu arada fındık püskülleride olmuştu.Belliki arı bunlardan polen alıyordu.






en sonada bulunan ve elimde 3 taneden bir tane kalan ikili kolonim. açtığımda kapak altlarında şurupyuktan dışarıya çıkıp daha sonra içeriye giremeyip ölmüş epey arı vardı. iki bölmede kekleri bitirmiş.






iki bölmeninde durumu iyi yavru ve günlük yumurta var.mevcududa fena sayılmaz.




daha önce bölümlerinden biri sönen ve birleştirdiğim ikili kovanım.







Bu da anasız zannettiğim ve birkleştirdiğim ikili kovan. benim göremediğim anayı bu gün gördüm. ve diğer tarafın anasını kestiler. Gerçi babam demişti kovanın önünde arılar topak olmuş diye ben de birleştirdiğıimdren dolayıdır diye önemsememiştim. demekki o esnada bizim anayı götürüyorlarmış. ana inadına benim göremediğim yumurtaları bile atmış.Gerçi 2008 model bir anaydı ama bu zamanda yine acı kayıp. Kendimi şuçlu hissettim.








ve yine 5 kg şekerle şurup yapıp gelmeden önce son kez verdim. Bu sefer inver şurubumuzu evden kovulduğumuz için bahçede yapmak zorundra kaldık .:))))


ve şurupları verip yine kışlatma konumuna getirdim..
ve 16 ocakta sabah yola çıktım.





yolda zaman zaman durup manzara va doğanın bize sunduğu güzelliklerin tadını çıkırdık.







yukarıda torunum ikra (çıtır) onun yanındaki resim ise 16 sene önce yine bir köy yolyculuğumuz da
kızım ve oğlum.
evet zaman ne çabuk geçiyor önce çocuklarımız şimdi torunum. evet her şey sırayla bu dünyada her kes kendisine biçilen rolu oynayıp sahneyi terk ediyor..
Allah her keze hayırlı ve uzun ömür nasip etsin

31 Ara 2009

MİLADİ YILBAŞMIZ HAYIRLI OLSUN

Hz.İsa peygamberimizin doğum günü olan (Hz.İsanın doğum günü kesin olarak bilinmemekle birlikte 25 aralık-6 ocak tariihleri arsında olduğu kabul edilir) Miladi yılbaşımızı kutlar hayırlara vesile olmasını dilerim.

Bu günü müslümanlara yakışır şekilde değerlendirmek temennisi ile daha nice yıllara.....

Hayırlıısı ile inşallah

26 Ara 2009

AŞÜRE GÜNÜMÜZ MUBAREK OLSUN


miladi 26 aralık 2009 -- hicri 10 Muarrem 1431
Değerli doslar Aşura günümüz kutlu ve mubarek olsun,

bu günün önemi hakkında bilgilerimizi hatırlamakta fayda var...

Bu güne Aşura denilmesinin Muharrem ayının onuncu gününde Cenabı Hak on peygemberine on değişik ikram ihsan ettiği içindir. Arapçada aşar on demektir Aşura daha sonraları dilimizde aşüre olarak anılagelmiştir...

bu günde kuranı kerim ve hadislerde geçtiğine göre peygemberlere sunulan ikramlar şulardır.

1-Hz Adem A.s duası bu günde kabul edilmiştir.

2-Nuh a.s gemisi cudi dağına aşura günü oturmuştur

3-Yunus a.s balığın karnından bu gün kurtulmuştur

4-Musa a.s Allah c.c izniyle kızıl deniz yarılarak beraberindeki inananlarla karşıya geçmiş sorasında frevun ve ordusu kızıl denize gömülmüştür

5-Yine Hz.yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyuydan bu gün çıkarılmıştır.

6-Hz.İsa a.s bu gün dünyaya gelmiş ve yine bu gün semaya yükselmiştir.

7-Hz.Davut a.s mın tevbesi yine bu gün kabul edilmiştir.

8- Hz.İbrahim a.s oğlu İsmail bu gün doğmuştur.

9-Hz.Yakup a.s kapanan gözleri bu gün görmeye başlamıştır.

10-Hz.Eyyub a.s hastalığından bu gün şifa bulmuştur.


ve ne acıdırki yine, peygamber efendimizin SAV. torunu Hz.Hüseyin r.a hicri 61 yılında 55 yaşında iken bu gün kerbelada şehid edilmiştir.

Peygamber efendimiz bu mubarek günleri oruçlu geçirmemizi ve hadisi şeriflerinde, yahudilerde muharremin 10'unda oruç tuttuklarından onlara benzememek ve aşura gününe denk getirmemek için muhartrem ayının 9-10-11 günü, oda olmazsa 9-10 veya 10-11 günü oruç tutumamızı tavsiye etmiştir.


Günümüz mübarek olsun

24 Ara 2009

SAHTE BAL VE ARICILAR

sevgili arı dostları,

bu gün bir gazetede bal ile ilgili haberi okuyunca biraz düşündüm.

-hani derler ya insanın kendine yaptığı kötülüğü kimse yapamaz. Bunu siz insanın yaşantısının
her bölümüne sağlık,ekonomik,sosyal,kültürel vs. genelleyebilirsiniz.

Yine reklamların birinde beğendiğim bir sözcükte vurgulandığı gibi,

-insanların güvenini kaybetmektense servetimi kaybetmeyi tercih ederim-

evet güven sağlamak zordur. Zor olduğu gibi, kaybetmekte o kadar kolaydır.

Gazaete haberinde Birlik başkanı suçu sanyicilere atıyor ama bal üreticilerininde pek masum olduğunu söyliyemeyiz. Ben arıcılığı amatörce yapıyorum ama bu işten geçinen insanlar, sahte bal üreterek satan meslektaşların hiç mi suçu yok, dolayısı ile en büyük kötülüğü yine kendilerine ve meslektaşlarına yapıyorlar.

-bir teneke çiçek balına bir kaç kg kestane balı katarak kestane balı diye satan,
-Nektar zamanı çuval çuval şekeri arılara verenler,

yine şeker şurubuna bal arıoması katarak bal diye satanların hiç mi suçu yok....

Tüketiciyi bir kere aldatabilirsiniz, en fazla iki ama sonrası asla, eğer aldanıyorsa o saf demektir.

kısacası temizliğe önce kendi kapımızın önünden başlamalıyız..


Bütün bunlar nereden mi aklıma geldi.?
Malum arılığa gidemiyoruz haber sıkıntısıda var havadan sudan yazdım işte.......



1 Ara 2009

AKBABA KÖYÜ VE DOSTLARLA BAYRAMLAŞMA

Evet dostlar uzun bir aradan sonra yine günlüğümüzle buluştuk;

Belki merak eden olursa nerelerdeydin diye, oğlum Ali'yi evlendirdim.
yine diyeceksinizki ya o evleneli bir sene olmuyormuydu. evet öyle hatta nasip olursa üç ay sonra bir torun sahibi daha olacağım.:))
Bu seferki evliliği, oğlumuzu, imkanlarımızıda zorlayarak kiradan kuramak için yapılan ev..lendirme idi.

hamdolsun o işi hallettikten kendi işlerimize dönme fırsatını bulabildim.

ve kurban bayramının dördüncü günü Beykoz Akbaba köyüne arıcı dostların bayramlaşma toplantısına davet edildik.

Kavacıkta Asım Kadıoğlu ile bakanımız Ali Türk ve hacı Seyit abiyide alarak akbaba köyüne öğle vakti ulaştık. Ve öğle namazımızı saim gürel kardeşimizin evinin yakınındaki tarihi cami'de kıldık.

Daha önceleri poyraz'a denize giderken geçtiğim bu köyün adının bir kuş isminden esinlenerek
verildiğini düşünüyordum fakat bu gün köyün üst kısmında kalan Akbaba türbesini görene kadar. Meğerse burası Fatih Sultan dönemindeki bir Allah dostunun sevenleri ile yerleştikleri yermiş.

Saim kardeşimin evide güzel bir yerde Allah güle güle oturmayı nasip etsin. ve kendilerine gösterdiği misafirperlikten ve böyle bir organizasyonu gerçekleştirdiklerinden dolayı tekrar Allah razı olsun diyorum..



Akbaba türbesi hemen caminin çıkışında avluda,







Akbaba türbesinin kitabesi...
Hemen yanındada asırlık çınar mevcud.


Akbaba Camii, Bu camii ve türbe yukarıda kalıyor ana yoldan transit giderseniz benim gibi göremezsiniz..


camiye çıkarken tarihi bir çeşmenin önünden geç.iyorsunuz,



Saim kardeşimizin evinin olduğu bahçeye girerken hazırlıklar yapılmış mangalı yakıyorlardı,




yaklaşınca --arıcı olmayan giremez levhası--- göze çarpıyordu
valla ben üstüme alımadım...
Mangalı yellendiren arkadaşta aramıza yeni katılan ve benim gibi istanbulda ikamet edip Kastamonu bozkurt ilçesinde arıcılık yapan Mustafa Yılmaz





Bu da Niğmet kardeşimiz mangalı ve ızgaraları hazırlama da Aziz Mumcu ile onun çok emeği geçti Allah razı olsun.,







Yemekten sonra arılığa geçtik ve ustalardan arıcılık ve bu zamanda kovanların nasıl olması gerektiği konusunda brifing alldık..










Günün sonunda katılanlarla birlikte bir hatıra fotoğrafları çekilip köy kahvesinde çaylar yuıdumlanarak sohbet edildikten sonra, başka zaman yine buluşma temennisi ile vedalaştık..





sonuçta Afrkalısı, kaptanı,Doktoru,Hemşehrisi ve türkiyenin değişik yerlerinden dostlarla buluşup hoş bir gün geçirdik.