28 Mar 2011

SON YAPILANLAR

selamunaleyküm arıcı dostlarım; bloklar aç kapa muslukları gibi bir açılıp bir kapanınca zaten uzun zamanrdan bu yana haber yapamadığım bloğumdan biraz uzak kaldık, bu aradada memlekete gidip geldik.... memlekete gitmeden takriben 20 gün kadar önce topçular semtinden geçerken aklıma bloklardan ve sadri abimizden bahsini duyduğum deha plastiğin ürettiği plastik çıta yanları aklıma geldi. İş yeri adresi olarak elimde bir firma adı ve birde işyerinin içinde olduğu Üretmen han adı vardı kısa bir soruşturmadan sonra firmayı buldum. Sağolsunlar firma sahipleri Behsat ve Bülent beyler bizi hoş karşıladılar benimde başka bir iş için oradan geçtiğimden vaktim olmadığı için fazla sohbet edemedik ama bir daha ki sefere inşallah sohbetede çay ikramınıda geri çevirmeyeceğim.:)) çeşitli ebatlarda çıta yanı üretiyorlar ben fenni kovanlara uyumlu 26 cm.llik yan ve birde 15 cm kısa çıta yanlarından aldım eğer verimli olursa arıcılar için çok kullanışlı olacağı kanatimdeyim.tabi bir deneyip görmek lazım. bacanağım memlekette ev yaptırıyor nerdeyse bitti gibi evin temizliğini yapmlak için beraber melekete gittik bende bu arada köydeki bahçede evlere yakın olan arılarımı 150 m uzaktaki tarlaya taşımak ve de arıların durumuna bakmak fırsatını buldum. 6 tane kalan arılarım 3 tanesi iyi durumda 3 tanesi ise bayağı zayıf ve balıda tükenmek üzere idi. Yabani hayvanlardan korumak için (özellikle ayılardan) bahçenin içine gerektiğinde büyütülebilecek şekilde şimdilik 20 koloni alacak biçimde muhafazalı bir yer yaptım ve kuvvetli olan 3 tane arımı oraya naklettim 3 tane zayıf olan ise yine evin bahçesinde duruyor. ------- De-Ha plastiğin sahipleri behsat ve bülent beyler ileriye dönük arıcıların hizmetine sunacakları bazı projelerden kısaca bahsettiler inşallah yeni ürünlerini bekliiyoruz.. ------------------------- 75 adet 26 cm uzunluğunda çıta yanı ,
25 adette 15 cm yarım çıtalardan aldım..
çıta yanları bakalım kullanışlı olacak mı,







Memlekete gittiğimizde ayın 19 si idi ve hava soğuktu arılar s alkımda idi ancak 24 ve 25 inde havalar biraz isindı ve arılara detaylı bakma fırsatı bulabildim.

getirdiğim şekerden invert şurup yapıp hazırladım ve soğuk falan dinlemeden üzerlerini açıp çıta çekmeden şuruplama yaptım,


ve soğuk olduğu günler arıları getiriceğim bahçeye muhafazalı yer yaptım.

önce direkleri diktik,
sğolsun babam yine en büyük yardımcımdı, ah birde kovan açıp bakım yapmasada şuruplarını verebilse ne gezer bu zamandan sonrada zor yapar artık,
sıra telleri germeyi geldi,
dikenli tellerden sonra örgü tellerinide çektim,
tabana ve üst kısma gelen yerlere de jiletli tel döşemeyi planlıyordum ama ineboluda jiletli tel bulamadım ve şimdilik garanti olsun diye tabanada beş sıra dikanli tel çektim bir dahaki gelişimde istanbuldan jiletli tel getirip üstlerine döşeyeceğim eğer oda çözüm olmaz sa elektrikli tel den başka çözüm görünmüyor gibi...
sehpaları da yaptım ve bir gün önceden bütün kovanlara aynı koku ihtiva eden pamuk koydum ertesi günü 3 adet güçlü koloniyi (5 çıta civarı) öyöleye doğru getirip yeni yaptığım arılığa koydum.

bunların tarlacı arıları bahcede bıraktığım zayıf arıların kovanlarına kokuları aynı olduğu için sorunsuzca girdiler. ve biraz olsun mevcudu arttı.


güçlü kolonilerden birer çıta takviye vermeyi düşündüm ama bir gün sonra yola çıkacağım içgin riske girmek istemedim.

geleceğim gün ancak sabah namazından sonra fırsat bulduğum 100 adet civarı kabarmış peteklerime petek güvesinden korumak amacı ile formik asitli bezleri naylon torbaya koyup bir kaç yerden delerek kovanların içine yerleştirdim.
bahçedeki 3 adet zayıf kolllonilerim,
ve üç edet güçlü kolonilerim yeni yerlerinde üzerlerinede ğaç koyup sağlama aldım,



dönüşte . yeni yetişecek analardan almak ve aynı zamanda dünürşüme söz verdiğim arı kolonileri için gebzeye uğradım ama ne yazıkki bakanla görüşemedim ben arılığa gitmeden biraz önce ayrılmış bizde müşteşarı ile biraz sohbet ederek evimize geldik...



5 Şub 2011

KAR ÖZLEMİ ÇEKENLERE İTHAF OLUNUR

Ebeveylerimi tedavi ve kontrollerin aşamasıdan sonra nekahat döneminde;
babam, karların haşırtısını, sobanın hışırtısını vede memleketin havasını özlemiş olacakki ," bizi memlekete götür bırak " ısrarlarına daha fazla dayanamadım ve geçen cumartesi günü memlekete giderek onları muradına erdirdim. İki gün evde bazı tadilatlarla uğraştıktan sonra salı günü saat 09:00'da istanbula yola çıktım. Hiç arılarımı bakamamıştım saat 08 civarında karda atıştırmasına rağmen sıranın başı ve sonundaki kolonilere üst örtüyü tam açmadan aralayarak kontrol ettim. ve geçen gelişimde değişik bir uygulama yapıp sonradan dönüş yolun pişman olduğum en sondaki koloniyi kontrol ettim malesef sönmüştü.birbuçuk ay kadar önce duman şeklinde oksalik yaptığım Alt çekmeceli olan beş adet koloninin çekmecelerini çekerek kontrol ettim.ve bu senenin son buhar şeklinde oksalik asit uygulamasını yapıp yola koyuldum.....




köyde sabah atıştırmaya başlayan kar,



bir saat sonra yerlerde belirgin bir şekilde yerlerde tuttu.






alt sekmeceleri çektiğimde iki tanesinde biraz varroa döküldü diğerlerinde o kadar çok yoktu..,





oksalik aletinin kulllanılıp atılan tüpü bıraktığımda içinde vardı ancak herlehde kaçak vardıki içinde gaz kalmamıştı. Mecburen aleti piknik tüpüne pürmüzü takarak ısıtma işlemini yaptım.


en sondaki kolonim zayıf olan, takviye yaptığım ve yalancıya kaçmış koloniyi birleştirdiğim kovandı ancak bile bile yaptığım bir hata bu koloninin sönmesine neden oldu...
kovan dip tahtasında bolca ölü arı bulunmakta.


hareket belirtisi göremeyince üst örtüyü komple açtım,

iki çıta arasında bir avuç kadar arı başlarını petek gözlerine sokmuşlar öylece ölmüşlerdi,
diğer çıtada anada onlarla beraber ölmüştü. Yağma veya açlık ölümü diyeceğim ama göz balları mevcuttu yağmada olsa bal vardı geriye tek seçenek kalıyor benim hatam......






ve kontrol ve ilaçlama işlemini bitirip saat 09:00 gibi yola çıktım. yüskekere çıktıkça kar yoğunlaştı ve yolda kar kaplıydı,
bazı arkadaşlar istanbulda kar görmedik bu sene özledik diyorlardı bende onlar için bu resimleri yayınlıyorum








arabam yukuş çıktıkça Çuha doruğuna yaklaşınca patinaj çekip zorlanınca zincirleri takmak zorunda kaldım...

inebolu'dan çıkınca ilk zirve Çuha doruğu..rakım : 995 m





Ersizler dereye inerken kaya dag sisve kar altında başka bir güzeldi,


iniş bitip ikinci zirveye çıkarkan küre ilçemiz görülmekte,




küre dağılarının olduğu mıntıkanın yol güzergahındaki zirvesi,



yol üzerinde meşhur ecevit çorbasını içebileceğiniz yeni yapılan han...,

4-5 km ilerleyince,

kar kalınlığı kar kalınlığı 30-40 cm buldu,


masruf geçidi rakım 1250 m. sahile inmeden önce kışın en yoğun geçtiği yerlerdir..,





ve üçünce zirve oyrak geçidi rakım 1210m. buradan sonra yol kenarlarında kar varsada yolda yoktu.,



zincirlerimi çıkardık...,




ve bolu dağı geçidi,

ve Allaha şükür hayırlısı ile evimize geldik....

25 Oca 2011

KABAK TADI.......

KABAK TADI..




. (bu resmi Aliosman abinin bloğundan alınmıştır)

Bıkkınlık anlatmak için kullandığımız bu kelimeyi ben bu sefer bu anlamda kullanmayacağım.
Çünkü hayatımda yediğim kabak tatlılılarından en iyilerinden biri, belkide en iyisini tatmıştım..

MSN 'de dostlarla sohbet ederken Edirne'den Ali ŞEKERLİ abimiz, geçen sene yine bu zamanlar ziyaret ettiğimiz Edirneye bizi yine davet ediyor ve kendisinin yetiştirmiş olduğu kabaktan bahsediyor ve tatlısnı yapıp bizlere ikram etmek istediğini söylüyordu...

evet zaten geçen sene gezimiz bira buruktu. zira tam Edirne girişinde Muhteşem hocamızın kayınbiraderinin vefat haberini almış ve kendisi dönmek zorunda kalmıştı,
Bu sene hem muhteşem abimizin bu yapamadığı Edirne gezisinin kazasını yapmak e vede şu kabak tatlısını merak ediyorduk....

KABAK BAHANE.. DOSTLUK ŞAHANE....



evet istanbuldan altı kişi yola çıktık önce vize Bizim Trakyalı şenol ardından Pınarhisarda Ali Osman abimizi alarak edirneye ulaştık...


Pınarhisarda hoş sohbet ve melemen ikramından sonra,




Muhtar hacı abimizin çay ocağının kapısında hatıra resmini çektirdikten sonra Edirne'ye yola çıkıyoruz..
kendilerine misafirperliklerinden dolayı teşekkür ediyorum..





Ve edirnedeyiz Ali şekerli abimiz ve kardeşi Ersin bizi karşıladılar sohbet ve çay faslından sonra tatlıya geçildi...

ben iki pporsiyon yedim. Banane bu kadar güzel yapmasalardı :)))
gerçi bakan veya gurme olduğu söylenen kişi kabak tepsisini önüne alıp bize vermek istemedi ama bırakırmıyız.:)))


o güzel yemekten sonra Ali Şekerli abinin arılığını ziyaret edip hem inceleme hemde yediklerimizi hazmettik.





Ali şekerli abi bizi arılığının olduğu tepeye çıkardı oradan edirneyi panoramik olarak seyrettik manzara güzeldi..




ve ziyaret yerlerinide zamanımızın elverdiği ölçüde gezme imkanı bulduk.




Edirne camii'nin müzzin mahfili...Riveyete göre edirne camiini yaptırmak için araziyi kamulaştırma aşamasında arsasının içinde lale bahçesi olan ihtiyar bir nineyi razı etmekte bayağı zorlanılmış en sonunda nine razı olmuş fakat caminin uygun bir yerine kendisi için bir lale motifi yapılmasını istemiş. Bunu temsilen ustalarda kadının aksilikini ve kendilerine çıkardığı zorluğu temsilen laleyi ters yaptıkları rivayet edilir.

Eski camii bu cami önceki gelişimizde restore ediliyordu ama yinede ziyaret etme imkanı bulmuştuk..
Cami mihrabının sağ tarafında mihrapla minberin arasında hacarül esvet taşından bir parça bulunmakta..
Ziyaretler bitince akşam namazından sonra dönüş yoluna koyulduk..Kahvede çay içerken oradaki arıcı arkadaşlarımızla sohbet ettik ve...
önce pınar hisarda Ali osman abimizi sonra vize'de şenol kardeşimizi bırakarak istanbula döndük.
çok verimli ve dostane geçen ziyaretimizde gerek pınarhisarlı doslarımıza ve Ali Şekerli abimiz ve kardeşi Ersin Şekerliye ikramları ve ilgilerinden dolayı çook teşekkür ediyorum. Allah razı olsun....
tekrar böyle organizasyonlarda buluşmak diyeği ile tüm dosları,
AllahA Emanet Ediyorum.